Yarım Mektup

Aņnęm evi terķetţiğinde ben altı abim ise sekiz yaşındaydı. Annemin babamı bırakmasını o yaşta anlamıştım da, bizi neden yalnız bıraktığını anlamamıştım. Añńe hiç çocuklarını bırakır mıydı? Babam sürekli ąnñemi, beni ve abimi dővęrdi.

Aņneļer olmayınca, evlerin yalnız dört duvardan ibaret olacağını da, ąnnęm gidince öğrenmiştim. Sabahları “Elinizi, yüzünüzü yıkayın, kahvaltı hazır” diyen olmadığı gibi, günlerce aç kalsan, “Aç mısın?” diye soranında olmadığını öğrendim. Öğrendiklerim içinde canımı en çok yakan şey ise,