Uğur-Suz ( 3. Bölüm )

Uğur-Suz  ( 3. Bölüm ) Hikayesini Okumaktasınız..

Oldukça büyük olan nezarethanenin yaklaşık üçte biri parmaklıklarla ayrılıydı. Parmaklıkların arkasındaki bölümde karşıda görünen duvar boyunca bir tane uzun, diğer iki yan duvar boyunca da karşılıklı kısa iki tane sedir vardı. Uğur karşılıklı olan kısa sedirlerin sağ tarafta olanında dirsekleri bacaklarına dayalı ve yüzü avuçlarının arasında oturuyordu ve yere bakıyordu. Bir iki saniye sonra nezarethanenin kapısı açıldı. Uğur kapıya doğru baktı. Kapıdan kırk-kırk beş yaşlarında,1,90-1.95 boylarında, sık, hafif uzamış sakallı, sağ şakağından yanağına kadar yüzü yaralı, (belli ki bıçak yarası), iri çeneli, geniş omuzlu biri, her iki kolundan birer polis tutmuş vaziyette içeri girdi. Polislerin getirdikleri bu kişi İstanbul’un ve hatta ülkenin en azılı suçlularından Delibaş Hamdi’den başkası değildi. Suç portföyünde neredeyse yok yoktu. Delibaş Hamdi’nin arkasında üçüncü bir polis daha vardı. Kolundan tutan polislerden biri genç(yirmi beş-otuz yaşlarında) diğeri daha yaşlıydı.(kırk-kırk beş yaşlarında) Delibaş Hamdi’nin arkasındaki üçüncü polis(otuz beş-kırk yaşlarında) onun başının arkasına tabanca doğrultmuştu. Delibaş Hamdi yüksek sesle:
‘Ulan tuvalette bile rahat bırakmadınız şerefsizler!’
Yaşlı Polis:
‘Çok konuşma kelepçelerim bak!’
Genç Polis:
‘Kelepçelesek ne olacak abi!İ ki günde üç kelepçe kırdı hayvan herif!’
Delibaş Hamdi’nin kollarından tutan polisler onu parmaklıklı bölümün kapısına kadar getirdiler. Kapının yanında durdular. Silahlı polis önlerine geçip bir yandan kapıyı açarken bir yandan da Delibaş Hamdi’ye silahını doğrultmaya devam etti. Kapıyı açıp çekti. Diğer iki polis Delibaş Hamdi’yi sert bir şekilde kapıdan içeri ittiler. Genç polis kapıyı hızlı bir şekilde kapattı. Silahlı polisten anahtarı aldı ve kapıyı kilitledi. O kapıyı kilitlerken silahlı polis silahını hala içerideki Tecavüzcüye doğrultmaktaydı. Kapı kilitlenince silahlı polis tabancasını beline koydu. Silahlı polis:
‘Hadi bakalım,baş başa romantik bir gece geçirin şerefsizler!’
Uğur şaşkınlık ve korkuyla bir polislere bir Delibaş Hamdi’ye bakıyordu.
Yaşlı polis bir uğur’a bir delibaş Hamdi’ye bakıp gülerek:
‘Sahi yakıştılar da biri birilerine.
Üç polis kahkahalarla gülerek kapıya doğru ilerlediler. Delibaş Hamdi iki eliyle parmaklıklardan tutarak arkalarından bağırdı:
‘Ulan Allahsızlar! Şu petekleri açsanız ya biraz. Dondum lan iki gündür.’
Bu sırada Genç Polis’in açtığı kapıdan diğer iki polis çıkmaktaydı.
Genç polis Delibaş Hamdi’ye bakaıp sol elini kaldırarak:
‘Yürü git lan!’
En son genç poliste odadan çıkıp kapıyı kapattı. Delibaş Hamdi geri dönüp, gözucuyla Uğur’a baktı. Bu sırada Uğur da şaşkınlık ve korku içinde ona bakmaktaydı. Delibaş Hamdi cebinden otuzüçlük tesbihini çıkarıp çekmeye başladı. Uğur’un karşısındaki sedire gitti ve oturdu. Uğur hala aynı şekilde ona bakmaktaydı.
Delibaş Hamdi Uğur’a bakıp başıyla kapıyı işaret ederek:
‘Gördün işte gözüm hayvanları! Neymiş, karakollarda standartlar çok yükselmiş.Devamlı girip
çıkarım buralara bi bokun değiştiğini görmedim. Daha petekleri yakmıyor şerefsizler.’
Uğur ellerini yana açıp dudaklarını bükerek:
‘Bilmemki abi,benim ilk gelişim.’
Delibaş Hamdi hafifçe gülümseyerek:
‘Merak etme gözüm,arkası gelir.’
Uğur:
‘Yok abi. Öyle deme. Allah düşürmesin bir daha’
Delibaş Hamdi kaşlarını çatıp hafif yüksek sesle:
‘Ne oldu gözüm! Sendemi beğenmedin tipimizi yoksa?! Tamam beybi feys değiliz ama
o kadarda itici değiliz yani.’
Uğur:
‘Yok abi. Estağfurullah. Aksine çok temiz bir yüzün var.’
Delibaş Hamdi aynı ifadeyle:
‘Ne lan! Sulanıyomusun yoksa sen bana?’
Uğur oldukça korkarak:
‘Yok abi…Yani…Kalbinin güzelliği yüzüne yansımış demek istedim.’
Delibaş Hamdi bu defa gülerek:
‘Ulan ne tatlı dilli şeymişsin sen. Kanım kaynadı bak sana.’
Uğur:
‘Sa…Sağol abi.’
Delibaş Hamdi bir iki saniye susarak çektiği tesbihe baktı. Sonra Uğur’a bakarak:
‘Sen niye buradasın gözüm?’
Uğur:
‘Bir yanlış anlaşılma abi. Bir suç yok aslında ortada.’
Delibaş Hamdi alaycı bir şekilde gülerek:
‘Ulan sen bu işleri biliyorsun. Gençliğimi gördüm bak şimdi sende.
Uğur:
‘Yok abi, vallahi bak…’
Delibaş Hamdi tesbih çekmeyi bırakıp tesbih çektiği sağ elini dizine koydu ve çok ciddi bir ifadeyle ve bağırarak:
‘Bizede mi lolo ulan! Tuvaletteyken duydum hikayeni. Sende bizdenmişsin.Yalnız daha ilk
işinde beni bile geçmişsin.(Sesini daha da yükselterek öfkeyle) Çoluk çocukla olur mu lan bu
işler?!’
Uğur:
‘Abi bak! Yemin ederim…’
Delibaş Hamdi sert bir şekilde sağ elinin işaret parmağını dudaklarına götürerek:
‘Şişşşt!!’
Delibaş Hamdi kaşları çatık vaziyette tesbihine bakarak 10-15 saniye tesbih çekti. Sonra başını kaldırıp kendisine korkuyla bakan Uğur’a bakarak:
‘Gözüm sence de soğuk değil mi içerisi?’
Uğur:
‘Yok abi,ben terliyorum hatta. (Giydiği ceketin yakalarından tutarak) Ceketimi vereyim istersen
sana abi.’
Delibaş Hamdi ciddi bir şekilde:
Yok be gözüm,olurmu o bana? Şal gibi durur üstümde.
Uğur başını yana eğerek:
‘Sen bilirsin abi.’
Delibaş Hamdi elini yanına koyarak:
Gelsene sen şöyle yanıma.
Uğur:
‘Yok abi, rahatsız etmeyim ben seni.’
Delibaş Hamdi:
‘Yok be gözüm,ne rahatsızlığı…Memnun olurum bilakis.’
Uğur:
‘Abi böyle karşılıklı konuşuyoruz işte ne güzel.’
Delibaş Hmadi oldukça ciddi bir şekilde:
‘Gözüm sen mi geleceksin, ben mi geleyim yanına?’
Uğur oldukça korkulu ve endişeli:
‘Tamam abi geliyorum.Ama bak…’
Delibaş Hamdi gülümseyerek:
‘Korkma gözüüm.(Yüksek sesle) Geel!
Uğur korku ve endişeyle Delibaş Hamdi’ye doğru yürür ve sol yanına oturdu. Aralarında otuz santimetre kadar mesafe vardı. Delibaş Hamdi sol elini Uğur’un sağ omzuna koydu.
Delibaş Hamdi:
‘Yanaş gözüm çekinme! Sabaha kadar donarız yoksa burada.’
Delibaş Hamdi Uğur’u omzundan kendisine doğru çekti. Uğur çaresizce Delibaş Hamdi’nin koltuğunun altına sokuldu. Delibaş Hamdi’nin sol kolu tamamen Uğur’un omuzlarının üzerindedir.
Delibaş Hamdi yüksek sesle:
‘Korkmaa! İt iti ısırmaaz!’
Tam bu anda Delibaş Hamdi’yi getiren üç polisten en genç olan içeri girdi. Şaşkınlıkla Uğur’a ve
Delibaş Hamdi’ye baktı. Delibaş Hamdi hemen kolunu Uğur’un omuzlarından çekti. Genç polis yılışık bir şekilde gülerek:
‘Ooo. Çabuk kaynaşmıssınız bakıyorum.’
Uğur polisin gelmesine oldukça sevindi. Sevinçle sedirde biraz yana kayarak Delibaş Hamdi’den uzaklaştı.
Delibaş Hamdi sinirle başını sağa sola sallayarak:
‘Ulan bu hıyarlarda hep zamansız gelir.’
Genç polis Delibaş Hamdi’ye öfkeyle bakarak:
‘Hoop! Bu gece de özel muamele istiyorsun herhalde!’
Delibaş Hamdi öfkeyle başı ve eliyle küfretmek ister gibi bir hareket yaptı ama sustu.
Genç polis gülerek:
‘Neyse. Uğur kardeş, küçük kız her şeyi anlatmış. Gerçekten suçsuzmuşsun. Kusura bakma
çıkabilirsin.’
Uğur hızla parmaklıklara gelip parmaklıkları tuttu ve sevinçle:
‘Abi Allah gönderdi seni. (Yukarı bakarak) Allahım sana şükürler olsun.’
Genç polis belinden tabancasını çıkardı. Sağ elindeki anahtarla kapıyı açarken sol eliyle tuttuğu tabancasını Delibaş Hamdi’ye doğrultuyordu. Genç polis:
‘Sen yerinde kal bakalım aşırı gelişmiş ayı.’
Delibaş Hamdi :
‘Ah ulan o silah olmayacaktı ki elinde!..’.
Uğur polisin açtığı parmaklıklı bölümün kapısından çıktı. Polis kapıyı kapatıp kilitlerdi ve tabancasını beline koydu. Uğur ve polis yan yana yürümeye başladılar. Polis elini Uğur’un sırtına koyarak üzgün ve yumuşak bir ifade ile:
‘Tekrar kusura bakma kardeş.Bazen oluyor böyle şeyler.’
Uğur ve polis dışarı çıktılar. Tecavüzcü parmaklıklardan iki eliyle tutup Uğur ve polisin arkasından bakarak öfke ile:
‘Ulan vicdansızlaar! Bir battaniye verseydiniz bari!
Devam edecek…

Hikâyenin tamamı 2017 Şubat ayı içerisinde yayınlanacak UĞUR-SUZ isimli romanımda yer alacaktır.

Yazar: Murat HALICI