Sağlam Pencereler

Yaz tatilinde camide dini eğitimimizi aldıktan sonra babamın yanına çıraklık yapmaya giderdim.
-“Okulunu okusanda insanın elinde bir altın bilezik olmalı” derdi hep babam.İstemeyerekte olsa işi öğrenmeye çalışırdım… Ahşap pencere ve kapı yapıyordu babam.Bir araya getirdiği parçaları sıkıca birbirine kenetlemek için bir çok çivi çakar, bunları yaparkende hiç üşenmezdi.Gözüm saatte işin bitmesini beklerken,
-” Bu kadar çiviyi çakmaya hiçte üşenmiyor-” diye geçirirdim içimden.Aylar sonra artık ahşap pencere parçalarını bir araya getirmeye başlamış, kalfalığa ilk adımımı da atmıştım.Ama o üşengeçliktende hiç vageçmemiştim.Olması gerektiği kadar çivi çakmıyordum parçaları bir araya getirirken…Sağlamlığını da hiç hesap etmiyordum açıkcası. “İş biran önce bitsinde, ne olursa olsun” diye geçiriyordum hep aklımdan.Çünkü varsa yoksa mahallede arkadaşlarımla oyun oynamayı düşünüyordum…

O yıl bir kardeşim olacağını söylemişti anne babam bana.Çok sevinmiştim… Ama kız kardeşim Ebru dünyaya geldiğinde herşey biranda tersine dönmüştü.Altı yaşına kadar herşey normaldi aslında. Ama sonraki yıllarda anne babam hiç beklemediğim kadar ilgi göstermeye başlamıştı küçük kardeşime… Onun üzerine titrerlerken, sanki ben onların umurunda değilim gibi davranmaya başlamışlardı…Ben bir kabahat yaptığımda ceza alıyor ama o ne yaparsa yapsın tek birşey bile demiyorlardı.Babam benimde yanaklarımı severdi ama, bir gece kardeşimin odasına girip onu dakikalarca sevip, elleriyle başını okşadığını gördüğümde içim acımıştı… Onu daha çok sevdiklerini anlamıştım.İşin kötüsü anneminde aynı şeyleri yaptığını farkettim birgün… Kız kardeşime daha bir farklı bakıyordu sanki. Daha farklı sevip, öpüyordu onu… Bir gün babama bu durumu söyledim utanarak…