Oduncu Hikayesi

4247

Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında acayip bir ses duymuş ve korkmuş. Biraz daha yaklaşınca ses dahada çoğalmış. Adam korkudan ne yapacağını şaşırmış ve elindeki baltasını kaldırıp tam çalıların arasına saplayacağı sırada bir ses.. ”Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim” demiş. Oduncu korkudan sen kimsin diye sormuş, yüzünü bir göster hele.

Çalıların arasından bir hışırtıyla adamın karşısına kocaman bir yılan dikilmiş. Adam korkusundan elindeki baltayı yere düşürmüş ve yılan demişki bekle beni. Yılan bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ”Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira vereceğim!” demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Aileside dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.

Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluga alışmış evinde darlık başlamış.
Oduncu oglunu yanına çagırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ”Kör kuyunun başına git ve oglum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek!” demiş. Oglu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.

Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oglan önce inanmadıgı hikayenin gerçek oldugunu görünce hırsa kapılmış, ”Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!” diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oglanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde.
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oglu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı… ”Hatalı olan oglum olmalı!” demiş ve yılandan özür dilemiş. ”Tekrar dost olalım!” demiş.

Yılan ise acı acı gülümsemiş: ”Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!” demiş.