Mektup Arkadaşı

1945 yıllarının başında, bir kasabada karısından ayrılmak isteyen bir adam, elinden geleni yapsada kendisini çok seven eşini buna ikna edemez…Nurseli hanım eğer boşansalar çocuğundan ayrı kalacağı için öyle korkmaktadırki.İki yaşındaki kızı Emine bu hayattaki tek dayanağıdır. Kocasının hor görmelerini,kendisini önemsememesini ve değer vermemesini yoksayar ama kızından ayrılmamak için boşanmaya yinede razı olmaz.Eşi civarın en zenginlerinden biri olduğu için, onun maddi gücü karşısında ezileceğini bildiğinden hep içten içe bir korku yaşamaktadır…

Ve bir gün korktuğu başına gelir.Eşi bir sabah çocuğunu alıp evden çıkar ve Nurseli hanım, evlat acısıyla yanan yüreğiyle aramadık yer, sormadık sokak bırakmaz… Ama yinede, ne eşindem nede çocuğundan bir iz bulamaz.Eşiyle görücü usulü evlenselerde, o sevmiş, ama eşi rahmetli kayınpederinin baskısıyla evlendiği Nurseli hanım’ı sevmediği için hep hor görmüştür… Boşanmaya razıdır artık.Tek isteği ise eşinin çocuğunu geri getirmedir… On sekiz yıl boyunca her gecesi bir ızdırapla geçer zavallı kadının.Yinede aramaktan asla vazgeçmez çocuğunu. Sormadık kurum bırakmaz.Maddi durumu olmadığı için, yürüyerek şehir şehir gezsede yinede hiçbirşey öğrenemez ikisi hakkında… Yine bir gün uzak bir şehre gitmiş,