Maviş

Deniz gibi masmavi gözlerinden olsa gerek, “mavişim” diye severdi onu. Yıllarca hasretle kavuşmayı beklediler.En sonunda Okulları bitttiğinde, evliliğe razı edebilmişlerdi ailelerini. Çok güzel, rüya gibi bir düğünlede evlendiler. Balayı için gittikleri Paris’te ona özel üretim olan bir kolye aldığında nede mutlu olmuştu. Özel bir kolye ustasının yaptığı kolye nin üzerine birkaç dokunuş yapıldığında içine yerleştirilen, Gül kokusunu atıyordu dışarıya.

Mavişi gül kokusunu çok severdi… Bu kolyeyi eşinin boynuna takarken-“Ömrüm ömrüne fedadır-” dediler birbirlerine. Ve sözlerine sadık kalıp yıllarınıda feda ettiler birbirlerine… Tıpkı söz verdikleri gibi… Fakat evliliklerinin onuncu yılında, adamın gözlerinde ansızın bir sorun oluştu. Önce bulanık görmeye başladı. Sonra kısa süreli kararmalar olmaya başlamıştı gözlerinde. Doktora gittiklerinde, çok nadir görülen bir hastalığa kapıldığını öğrenmişlerdi adamın. Bir yıl gibi çok kısa bir süre içinde göz damarlarında tedavi edilemeyecek bir sorun oluşacağından dolayı kör olacağını öğrendiğinde dünyası başına yıkılmıştı adamın. – “Selmamı böyle bir yükün altına sokamam. Ömrünü kör bir adamla geçirmesi ona çok büyük haksızlık olur. Daha çok genç ve ömrünün baharında-” diye düşündü geceler boyunca… Kadın ise eşinin bu durumuna üzülmüş, hatta yıkılmıştı… Aradan aylar geçmiş adam günden güne suskunlaşmaya, içine kapanmaya başlamıştı. Ve doktorun söylediği belirtiler ortaya çıkmaya başlayıp, gözleri kör olmaya başladığında ise aklına koyduğunu yapmıştı. Birgün küçücük bir sebepten, çok büyük bir kavga çıkarmış, üstelik hiç yapmadığı birşeyi yapıp “mavişim” deyip gözlerine bakmaya kıyamadığı eşine