Kadının Gücü

Bir zamanlar bir adamın hanımı genç yaşta vefat etti. Adam çok sevdiği hayat arkadaşının yasını belli bir süre tuttu. Ama hem akrabalarının hem de arkadaşlarının ona söylediği şey aynıydı: Tek başına

hayata devam edemezsin; hem bak, küçük bir çocuğun evde bekliyor, ona bakacak bir anneye ihtiyaç var. Böylece adam yeniden evlendi. Evlendiği kadın çok iyi niyetli, şefkatli bir insandı. Ama kadın adamın ilk eşinden olan küçük oğluna kendisini bir türlü sevdiremiyordu. Annesinin hatıralarıyla dolu çocuk, üvey annenin bütün çabalarını boşa çıkarıyor, kalbini ona açmıyordu. Yeni anne ona türlü türlü hediyeler alıyor, ama çocuk hediyelerin hepsini ya parçalıyor ya da sokağa atıyordu. Kadın sevgi ve şefkat sözleriyle kendisine yaklaşmaya çalışıyor, gelgelelim çocuk ya oradan kaçıyor veya kadına bağırıyor, kötü sözler söyleyerek üvey annesinin kalbini kırıyordu.

Kadın çaresiz kalmıştı. Sonunda o civarda yaşayan ve hikmetiyle meşhur bir âlime gidip durumunu arzetti. ÂIim onun anlattıklarını dinledi ve:

“Senin müşkilini halledebiliriz” dedi. “Bunun için özel bir büyü yapmak gerekiyor. Bu büyü için de bana bizzat kendi ellerinle bir aslandan kopardığın üç tüy getirmen lâzım. O zaman büyüyü yapabiliriz, sen de istediğin şeye kavuşur, üvey çocuğunun seni sevmesini sağlayabilirsin.”

Kadın zorlu bir görevle karşı karşıyaydı. Aslan gibi vahşi ve saldırgan bir hayvandan üç tüy koparmak! Bu zor işi nasıl gerçekleştirebileceğini düşündü kadın. Sonunda bir plan yaptı…

Kasaptan birkaç kilo et alıp ormana doğru yola koyuldu. Sonra ormanın derinliklerinde eti yere koyup biraz uzağında bekledi. Bir aslan geldi ve eti yemeye başladı. Kadın onu uzaktan seyretti, eti yemekle meşgul aslan kadının uzaktaki varlığıyla pek ilgilenmedi. Bu hal bir hafta devam etti. Kadın her gün ormana etle gidiyor, eti koyup uzaktan aslanı seyrediyordu. Aslan artık yediği etle uzaktan kendisini seyreden bu kadın arasındaki ilişkiyi kurmaya başlamıştı.

Bir sonraki hafta, kadın ormanın o kısmına gittiğinde her zamanki gibi aslan beliriverdi. Genç kadın bu defa eti aslana doğru attı, ama uzağa gitmedi. Aslan yine kadınla ilgilenmeden eti yemeye koyuluyordu. Her defasında kadının yolunu gözleyen aslan, onun eti kendisine doğru atmasını bekliyordu. Kadınla aslan arasındaki mesafe birkaç metreye inmişti. Bir hafta da böyle geçti.

Üçüncü hafta, kadın planının bir sonraki adımını uygulamaya başladı. Ormanın derinliklerine gitti, aslan ortaya çıktığında eti elinde tutup aslanın gelip eti almasını sağladı. Vahşi hayvan, yemeğini artık onun yanıbaşında yemeye başlamıştı. Her defasında kadın eti neredeyse kendi eliyle ona yediriyor, ne o hayvandan ürküyor, ne de hayvan kadına zarar vermeyi aklından geçiriyordu. Garip bir bağ oluşmuştu aralarında.

Haftanın sonlarına doğru, eti aslana ikram eden kadın, hayvan karnını doyurduktan sonra ona dokunmaya cesaret etti. İlginçtir, hayvan kadının kendisine dokunma girişimine hiçbir tepki göstermedi. Kadın onu okşadı. Ve yelesinden üç tüyü usulca kopardı. Aslan oralı bile olmadı. Karnını doyurmuş yerde uzanıyor ve büyük bir kedi gibi gurul gurul sesler çıkarıyordu.

Kadın kopardığı üç tüyle sevinçle âlimin yanına koştu.

“Getirdim efendim!” dedi, “istediğiniz üç aslan tüyünü getirdim. Şimdi o bahsettiğiniz büyüyü yapabilirsiniz artık!”

Âlim, kadına tebessümle baktı ve şöyle dedi:

“Kızım büyüye gerek kalmadı. Sen vahşi bir hayvana bile nasıl davranılacağını, onun en yakınına nasıl sokulabileceğini, hatta yelesinden üç tüyü bile nasıl koparacağını öğrendin. Bundan büyük büyü mü olur? Bundan sonra yapman gereken şey, bu öğrendiğin yöntemi evindeki o kalbi yaralı küçük aslan üzerinde de uygulaman.”

Kadın hem hayret hem de hayranlıkla âlimi dinliyordu. Âlim devam etti:

“İnsanların çocuklarla ilgili en büyük hatalarından birisi aceleciliktir. Onlara sabırla, usul usul yaklaşmak yerine hemen sonuca ulaşmaya çalışırlar. Hikmet silsilelerini atladıkları için de maksatlarının tam tersiyle karşılaşırlar. Sen ise onlara nasıl yaklaşılabileceğini öğrendin, yolun açık olsun!”

En Çok Okunanlar

Vicdan

İstanbul'da bir kız öğrenci yurdu önü! Baba kızını yurda bırakıyor, kız babasına: “baba bari 10 TL versen diyor” Baba: “kızım vallahi yok” diyor. Kız boynu bükük yurda girerken konuşmayı duyan bir esnaf babaya 100 TL uzatıyor ve çabuk diyor kızı…

Zengin Adam ile 3 Oğlu

Çok zengin bir adam varmış. Fakat her şeyin sonu olduğu gibi adam da ölüm döşeğinde. Üç çocuğu varmış. Bunları büyük oğlu toplamış ve bir toplantı yapmış. Kardeşlerine demiş ki; "Ben babamın mirasından bir şey…

Marangoz ile Tüccar

Olay 1506'da Frankfurt'ta kaydedilmiştir.Bir tüccar 800 lonca kaybeder. Yoldan geçen bir marangoz da tesadüfen bu tüccarın çantasını bulur. Son derece dindar olan marangoz cüzdanı bulduğunu kimseye söylemez ve bu…

Yemenli Onbir Kadnın Hikayesi

Bu kadınlar bir araya gelmiş kocalarının hallerini anlatıyorlar. Ama önce kesin söz veriyorlar. Hiç birşey gizlmiyecekleri hususunda. Ve birinci kdın başlıyor ; – Benim kocm yalçın bir dağın başındaki zayıf bir deve gibidir.…

Mış Gibi

Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal” dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı. Anlatmaya çalıştım. Amerika’da yirmi beş yıl bulunmuş, orada üniversite düzeyinde ders vermiş birisi olarak kavramın…

Kralın Hatası

Bir kralın on vahşi köpeği vardı. Hata yapan hizmetçilerini veya muhaliflerini bunların önüne yem olarak atardı. Kral bir gün hizmetçilerden birinin hatasına rast geldi ve bundan hiç hoşlanmadı. Bu yüzden hizmetçinin…

Çiftçi Memet ile Avukat

Bir kamyonun çarpışıyla yaralanmış olan Çiftçi Memet kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açıyor. Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Memet karşı karşıyalar ve avukat soruyor: - Ama siz kazadan sonra gelen polis…

Altın Yumurtlayan Tavuk

Yıllar öncesinde ünlü bir kasabada makarna fabrikası kurulmuş. Fabrikanın başına daha önceki başarılarıyla tanınan bir genel müdür getirilmiş. Fabrika çalışmaya başladıktan sonra hiç de fena sayılmayacak bir gelir getirmeye başlamış ve günden güne…

Eski Semer Hikayesi

Erzurum’da sémer yapan bir usta varmış. Yıllardan beri yaptığı śemèrlèrden kazandığı aļtınları kimsenin görmemesi ve şüphèlenmemesi için dükkanın bir köşesinde duran eski bir sèmèrin içinde saklarmış. Usta namaza gideceği…

Demircinin Köpeği

Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş. Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş, Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş. Çakalın ve…

Portakal

Ben bi hastanede doktorum. Arabam ile eve dönüyorum. Bayır aşağıya doğru iniyorum. Tam önümde abla ayağı kaydı düştü yola. Sanırım bir kiloydu yuvarlandı elindeki portakallar poşet yırtılınca. Abla öylece oturdu kalkmadı…

Hasan ile Doktor

Bir Doktorun Yaşanmış Gerçek Bir Anısı. Geçen gün bir bayan tedaviye geldi. Bayandan çok yanındaki 10 yaşındaki oğlu Hasan ilgimi çekti. Çocuğun sol kolu karnına yapışık gibi duruyor hiç kıpırdatmıyordu. Bayanın tedavisi…

Leave Comment