İyiyim

Şirketin çaycılığını yapan Hanife hanımla arkadaş gibi olmuşlardı artık.Ve Ceyda hanım o sabahta daha ofise girer girmez, paltosunu çıkarırken-“Hanife abla nasılsın? -” diye sormuş, kadın, – “İyiyim” cevabını verince ise, – “Ozaman bana herzamankinden bir kahve yaparsın artık değilmi?-” demişti… Hanife hanım’ın ise yüreği sıkışıyordu sanki.Ceyda hanım olumsuz birşeyler olduğunu anlamıştı ama sorusunu üstelemedi…

“İyiyim”demek adetten olmuştu ama, kimse çıkıpta gerçekten iyi olup olduğuyla ilgileniyormuydu sanki?Alelade bir soruydu işte… Mutfağa gittiğinde için için ağlamak istedi.Bir hafta önce, evin balkonunda bıraktığı, engelli oğlunun tekerlekli sandalyesi çalınmıştı.Onca kuruma başvursada olumlu bir cevap alamadığı gibi, kimse ilgilenmek bile istememişti… Saatlerce ağlamak istiyordu. Kahveyi yaptıktan sonra tüm bu dertlerin acısını hissettirmeyecek sahte bir gülümsemeyle ofise götürdü.Onu gören herkes iyi biliyordu işte…

Oğlu Cengiz’in yatmaktan heryanında bir ay sonra yaralar çıkamaya başlayacağını düşündükçe içine ılık ılık birşeyler akmıştı.Zaten kıt kanaat geçindikleri ve bir yığın borçları varken, yenisini asla alamamak bir anneye ne büyük yüktü gerçekten.-“Belimde ağrısa, sırtımda gezdiririm oğlumu-” diye düşündü bütün gün boyunca… Akşam eve vardığında ise, oğlu kapıda karşıladı onu. Yepyeni tekerlekli sandalyeyi görünce,