İnanmak

Mahalle aralarındaki çocuklara gönüllü olarak verdiğim eğitici seminerlerin birinde,çok mutsuz görünen altı yaşlarındaki bir çocuğun gelip, arka taraftaki koltuğa oturması dikkatimi çekmiş,fakat anlatımı bölmemek için konuya devam etmiştim.Çocuğun ağladı ağlayacak hali yüreğime dokunsada,seminerin sonra ermesini bekleyip konuya yoğunlaştım…

İnanmak ve başarmak konusunu en iyi şekilde örneklendirmeye çalışırken,-“Misal bir kör ve sağır bir hayvan eğitilebilirmi?İnanırsak… Çaba gösterir ve yılmadan çalışırsak, onu kendi hayatını idame ettirecek şekilde eğitebilirz-” dediğim anda, biraz önceki arka sıraya oturan mutsuz çocuk fırlayıp gitmişti.Seminerden sonra o çocuğu ne kadar arasam da, bulamamıştım.Neden okadar mutsuz olduğunu soramamak içimde ukte kalmıştı… Aradan tam bir yıl geçmiş ve ofisimin kapısı çalınmış, içeriye ışıl ışıl gözleriyle bir çocuk girmişti.Dikkatli bakınca hemen, -“Hatırladım.. Sen geçen sene, o seminerdeki mutsuz çocuksun.Peki neden geldin? Birşeymi isteyeceksin? -” diye sorularıma devam ederken, çocuk