Gaz Lambası

Akşama doğru, pencereden süzülen son gün ışığının aydınlığında derslerini yapmaya çalışıyorlardı. Biraz sonra hava kararacak ve evlerini karanlık kaplayacacaktı yine. Sonrada annesi gaz lambasını yakacak ve loş bir ışıkta geçireceklerdi onca saati. Babasıda işten yorgun geldiğinde, gaz lambasının fitili çoktan ateşlenmiş ve ortaya yayılan is kokusu hafifçe genizlerini yakmaya başlamıştı. İlyas o anda, gecekondularının yüz metre kadar uzağındaki apartmanlara bakmıştı imrenerek. Işıl ışıldı her bir daire…

Sonra sanki isyan eder gibi bir ses tonuyla babasına seslenerek, – “Bıktım bu karanlıktan. Bende ışıl ışıl apartman dairelerinde yaşamak istiyorum. Kimbilir orada yaşayan çocuklar ne mutludur. Hem derslerini akşam karanlığı basmadan pencerenin kenarında bitirmek için acelede etmiyorlardır… -“demişti. Babası ise mutluluğun illaki o aydınlık evlerde bulunamayacağını anlatmaya çalıştı dili döndüğünce. Ama nafile… İlyas’ın herzamanki inadını tutmuştu işte… Sobanın üzerinde kavrulan kestanelerin kokusu odaya yayılmaya başlarken, babasının küçük kardeşini dizine yatırıp- “Bir kazmam var vermem beşe, atarım ateşe, tom tom tom…-“tekerlemesini söyleyip, sonrasında onu gıdıklayarak