Emanetçi

Bir vakit bir emanetçi varmış. Köylünün birisi on beş lirasını götürmüş, bu emanetçiye vermiş: «Bu para sizde kalsın, lazım olunca

gelir alırım». Emanetçi bu parayı alır, saklar. Gel zaman, git zaman köylüye para lazım olur. Emanetçiye gider : « Emanetçi efendi, benim on beş liramı ver». «Sen bana böyle bir para vermedin, ne parası istiyorsun?» Zavallı köylü ağlayıp döğünmeye başlar. Köylü döğünüp ağlarken dükkanın dışındaki bir kadın bunu görür. Yanına gelip sorar : «Ne oldu evladım?» «Ne olsun hanımefendi, on beş liram vardı. Şu emanetçiye verdim. Saklasın da lazım olduğu zaman
alayım diye. Şimdi isterim, vermez». «Nerdedir bu emanetçi ?» « Falan yerde».
«Yarın sabah saat sekizde ben bütün mücevheratımı emanetçiye götüreceğim. Sen de gel, o saat paranı iste».
Ertesi gün saat sekizde hanımefendi emanetçiye gider. Emanetçi sorar : « Emriniz hanımefendi ?»
« Efendim, kocam uzaklardadır. Bütün mücevheratımı, paramı getirdim size, saklayınız. Sizin ne kadar güvenilir olduğunuzu işittim».
Emanetçi keyfinden deli olur. Kadının açtığı çantanın içi paralar, mücevherlerle dolu. Tam bu sırada köylü içeri girer : « Efendim, size on beş lira vermiştim. Lütfen verir misiniz? Emanetçi yağlı müşteri kaçmasın diye çeker çekmeceyi, on beş lirayı verir köylüye. Köylü dışarıya çıkacağı vakit hanımefendinin hizmetçisi koşarak içeri girer
: « Hanımefendi hanımefendi, müjde, beyefendi geldi, seni bekliyor evde».
O zaman hanımefendi bütün mücevherlerini, paralarını valizine koyup kitler. «Mademki beyefendi geldi, bunları saklamaya hacet kalmadı». Arkasından da oynamaya başlar. Parasını alan köylü de oynamaya başlar. Derken hizmetçi de oynamaya başlar. Bunları gören emanetçi de oynamaya başlar. Kadın der ki :
«Benim kocam geldi dışardan, oynarım; hizmetçi de efendisi geldi, oynar; bu adam da on beş lirasını sana verdi, vereceksin diye. Vermedin, şimdi parasını aldı. O da oynar, oynamak onun da hakkı. Ya sen ne oynarsın bu adam?»
«Ben de senin gibi hayatımda böyle uyanık kadın görmedim de onun için oynarım ».