Dursun ile Müstakim Efendi

Üç nasihat (Özettir)
Dursun adında bir genç varmış. Anasından başka kimi kimsesi yokmuş. Gençmiş, kuvvetliymiş, fakat fakirmiş. Fakirlik canına tak edince İstanbul‘a gidip çalışmaya karar vermiş. Anasının elini öpüp veda ettikten sonra düşmüş yola. Derken güç bela İstanbul‘a vasıl olmuş. Fakat iş ne gezer. Birkaç hafta sağa sola başvurmuş. Fakat nafile. Nihayetinde Müstakim Efendi isminde aksakallı, nur yüzlü birinin uşak aradığını haber vermişler.

Varmış Müstakim Efendi‘nin kapısına. Çalışmak istediğini belirtmiş. Tamam demiş, çalışmasına çalış da, ben fazla para veremem. Ancak yılda bir kuruş, bir de bunun yanında bir nasihat veririm. Çar naçar kabul etmiş, özellikle de nasihat meselesi dikkatini çekmiş. Evde bütün duvarların kitapla dolu olduğunu görünce merakı iyice artmış, teklifi istemsiz de olsa kabul etmiş. Bir yıl boyunca bahçeye bakmış, evi süpürmüş, su taşımış. Sayılı günler çabuk geçer derler ya, bir yıl bitmiş. Müstakim Efendi bir kuruşu verip, nasihatini de söylemiş demişki: