Derviş ile Kabadayı

Vaktiyle bir dervişin biri berbere gidip,
– Vųr usturayı efendi, der. Adam dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa ųsturaýı vųracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokąt atarak:
– Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır. ‘Dövene elsiz, sővene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli dervîş ile alay eder: sonra ‘Kąbak aşağı, kabąk yukarı.’Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek