Bedava Mutluluk

Şehrin, denize yakın bir bölgesindeki mahallede, ayda bir kurulan açık hava sinemasına o hafta gelecek olan-“BEN TOPRAKTAN BİR CANIM-” filminin afişleri sokakları süslerken, sinema sinema sahibi avuçlarını ovuşturmaktadır.-“Çok para kazanacağız çok-” diye sevinirken satılan bilet miktarını duyunca keyfi dahada yerine gelmiştir.O anlarda işçilerinden biri patronun yanına gelir ve valilikten bir mektup geldiğini söyleyip zarfı uzatır… Patron zarfı açtığında, vali bey’in bizzat mührünün olduğu bir mektup olduğunu görür.Mektupta ise, durumu olmayan ailelerin çocuklarını biletsiz sinemaya almasını bildirmektedir.Aksi halde sinema kapatılacaktır mektupta yazdığına göre.Patronun canı sıkılır ama mühre bakıp mecburen bu durumu kabullenir…

Ve film zamanı geldiğinde insanlar akın akın gelir sinemaya.Sinemanın önüne parasız hangi çocuk gelse mecburen içeriye alırlar… Ve en sonunda kucağında rengi benzi atmış hasta kızıyla, üzeri başı pejmürde halde bir adam gelir ve içeriye girer…

Film başlayınca küçük kızın sevinç çığlıkları, defalarca izleyenleri rahatsız edecek boyuta ulaşmıştır.Kız hem sevinç gözyaşları dökerken,biryandan da kahkahalar atmaktadır. İlk defa bir sinemaya girdiğini okadar belli etmektedirki…

Babasının yüzünü gözünü belki film bitene kadar yüzlerce defa öpmüştür.Bir babanın en mesut olduğu anı yaşamaktadır adam… Yüreğinin bir yeri ise yangın yeridir.Hem sevinçten, hem üzüntüden ağlayabilirmi insan? O an kızının o mutlu halini gördükçe iki durumada ağlamıştır… Ve film biter. Herkes dağılıp evlerine gittiğinde, patron ertesi gün valiliğe gitmeye karar vermiştir.Ve sabah olup valinin huzuruna çıktığında ise,şaşırıp kalır. Vali böyle bir mektup göndermediğini söylemiştir.Derhal emniyet müdürünü arar. Ve bir ekip görevlendirilir bu duruma kimin sebep olduğunun bulunması için…

Akşam üzeri ise polisler ellerini kelepçeleyip çekiştirdikleri bir adamı Vali bey’in önüne getirirler. Ve mektubu adamın yazdığını söylerler.Sinema sahibi de oradadır. Ve büyük bir sinirle bakmaktadır bu olaya sebep olan adamın yüzüne.Vali bey mührü nereden aldığını ve neden kendi ağzından yazılmış bir mektubu sinemaya gönderdiğini sorar…Bunun çok büyük bir suç olduğunuda belirtir.

Adam ise gözyaşlarını silerek cevap verir.-“Mutluluğu satın almak için yaptım sayın valim.Geçen gün şöförünüzle benim tezgahımın önünde durup ayakkabılarınızı boyatırken mührünüzü düşürmüştünüz…Gelip verecektim.Ama kızıma verdiğim sözü yerine getirememekten korktum.O filme gitmeyi herşeyden çok istiyordu…Şu köşede fare zehiri satan bir adam var sayın valim.Zehri bile parayla satarlarken, mutluluk bedava olurmuydu hiç?Çok uğraştım. Çabaladım ama yinede sinemanın bilet parasını biriktiremedim. Bir baba olarak ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım.Şimdi isterseniz asın yinede razıyım-“deyince valinin gözleri dolar.Sinema sahibinin zararının ödenmesini rica eder katibine.

Ayakkabı boyacısına döner sonra.-“Yarın kızını getirde bizede tanıştır.Böyle koca yürekli, kahraman bir babanın kızını birde biz mutlu edelim.Ona hediyeler verelim-” deyince.Adamın gözlerinden sicim gibi yaşlar süzülür… Ve şöyle cevap verir valiye:-“Siz hiç mutlu ölmek nedir bilirmisiniz sayın valim?Benim kızımın birkaç günlük ömrü kalmıştı. Ve o sinemaya girmek benden en büyük isteği olmuştu.O sinemada mutlu bir şekilde öldü benim prensesim.Babasına gülümseyerek sonkez kapattı gözlerini.İlk defa bedava bir mutluluk istedim bu hayatta…Bedava mutluluk için bir bedel istemediğiniz için teşekkür ederim-”
Yazar Suat Özge

Sevgili okurlar.Hikayelerimi sesli şekilde dinlemek ve yazarınıza destek vermek isterseniz YouTube da “YAZAR SUAT ÖZGE” şeklinde arama yaparak kanalıma abone olursanız sevinirim…