Ekmek

İngiltere de bir kasaba okulunda, öğretmen o gün, öğrencilerinin kendilerini iyi ifade edebilmelerini geliştirmek için bir konu seçer. Baba sevgisiyle ve evlatlarına yaptıkları fedakarlıklarla ilgili bir anlatım yapmalarını ister tüm öğrencilerinden. Hepsi babalarının kendilerini ne kadar sevdiğine dair uzun anlatımlar yapar. Öğretmen ilk ders yetmeyince ikinci derstede aynı konuya devam etmeyi tercih eder. Kimi çocuk babasının maaşından bir miktar parayı ayırıp, kendine ne kadar oyuncak aldığını, kimi ise onu parka götürdüğünü anlatır uzun uzun…

Orta sıralardan Elena’ya sıra geldiğinde ise küçük kız ürkek adımlarla çıkar tahtaya. Ayakkabılarının ucundaki yırtıkları gizlemeye çalışırken fazlaca utandığı belli etmektedir. Öğretmeni, Elena’nın çok fakir bir ailenin çocuğu olduğunu haberdardır.. Babasının ona olan sevgisini ve yaptığı fedakarlıkları anlatmasını istediğinde, diğer arkadaşlarının aksine, ne alınan oyuncaklardan, hediyelerden, elbiselerden bahseder küçük kız… Nede luna parka götürüldüğünden…-” Babam beni çok sever öğretmenim. Her gün fırından, yarı parasına dünden kalan, kötüye ayrılmış ekmekleri alır eve getirir. Sofrada sıcacık gülümseyerek bana ekmek uzatır.-” deyince bütün sınıf kahkahayla gülmeye başlar. Öğretmen şaşkın halde arkadaşlarının kendisiyle alay etmesine üzülen öğrencisinin yanına gidip