Ali ile Berna

6049

Ali henüz 25 yaşlarında yakışıklı bir delikanlıydı. Askerliğini yeni bitirmiş ve özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyordu. Annesi bir gün Ali’ye,

oğlum yaşın geçmeden, seni evlendirelim. Ölmeden önce torunlarımı göreyim dedi. Sana şöyle helal süt emmiş bir kız bulalım dedi ve tam o sırada Ali’den hiç ummadığı bir cevapla:

Anne hangi devirde yaşıyoruz artık. Bırakın bu görücü usulü ile evlenme muhabbetlerini. Ben evleneceğim kızı kendim bulup evleneceğim dedi. Annesi de oğlum, bak bende görücü usulü ile babanla evlendim. Bak rahmetlik babanla çok mutluyduk. Ali annesine bağırarak son sözünü söyler ve bana bulacağın hiçbir kızla evlenmek istemiyorum. Beni rahat bırak, zorlama ve üstüme gelme anne diyerek ceketini alıp evden hızlıca uzaklaştı. Annesi arkasından bağırarak Ali nereye gidiyorsun oğlum dedi. Ali hiç oralı bile olmadan evden hızlıca uzaklaştı.

Ali hemen iş arkadaşı Mert’i arayarak, Mert nerdesin dedi. Biraz seninle konuşmak istiyorum dedi. Mert tamam olur dedi ve küçük bir kafede buluşup çay vs. Içmeye başladılar ve Ali içini Mert’e anlattı ve Mert’te tabiki Ali sen haklısın diyerek, biz hangi devirde yaşıyoruz diye resmen Ali’ye destek çıktı. Hatta Ali’ye bir teklifte bulundu. Ali bak işin gücün yerinde, benim bir tanıdığım kız var başka bir muhasebecide çalışıyor. Kendisi çok güzel istersen seni onunla tanıştırabilirim.

Ali’de hiç tereddüt etmeden evet çok isterim dedi. Mert bekle kızı arıyorum buraya gelmesini söyleyeceğim dedi. Mert telefonda kızı arayıp, o merhaba Berna hanım. Nasılsınız falan filan muhabbet. Ya müsaitsen vereceğim adrese gelebilir misin? Berna şaşırmıştır ve hayırdır ne oldu falan? Mert’te sana bir süprizim var sadece buraya gel der ve telefonu kapatır. Alinin gözleri parlamıştı ve ne yapacağını şaşırmıştı. Birkaç çay daha içtikten sonra, Ali merağından sormaya başlar, nasıl bir kız, boyu falan, yaşı kaç vs. Mert tam cevap vereceği sırada Berna içeriye girer ve Merti görünce noldu beni buraya kadar yordu der.

Ali tabiki utancından başı önde yere bakar. Mert konuşmaya başlar. Berna, bak bu Ali. Kendisi çok değerli bir arkadaşım. Aynı çalıştığım iş yerinden sana bahsetmiştim ya der. Berna’da ha o mu? Diye cevap verir.. Mert, Ali’ye döner ve konuşsana der. Ali işte kekelemeye başlar ve ağzından sadece merhaba diye bir kelime çıkar. Sonra kahveler falan gelir içmeye başlarlar ardından muhabbet falan derken Ali iyice açılmıştır ve Berna ile konuşmaya başlar.

Ali, Berna’ya telefon numarasını verir ve Berna’da aynı şekilde numarasını verir. Berna, saat geç oldu işlerim var çıkmam lazım der ve gider. Ali hala üstündeki o şoku atlatamamıştır ve Mert’e çok teşekkür eder. Tanışmamıza vesile oldun, sen çok iyi bir arkadaşsın der ve Ali’de evin yolunu tutar. Evden yüzü asık bir şekilde çıkan Ali, sanki evde bayram havası varmış gibi bir havayla girer. Çok mutludur. Annesi sorar oğlum hayırdır noldu falan. Ali yok anne birşey deyip geçiştirir.

Ali telefonu eline alır ve Berna’ya şöyle bir mesaj yazar. Merhaba Berna. Ben Ali. Geçen gün sizi ilk gördüğüm andan belli aklımdan çıkmıyorsunuz. Bugün benimle yemeğe çıkar mısınız? Ali cep telefonu elinde Berna’dan gelecek mesajı dört gözle beklemekte. Tam 1 saat geçmesine rağmen mesajına hala cevap yok. Ali şöyle düşünür acaba mesaj yazmakla hatamı ettim diye. Ali telefonla Berna’yı arayacağı sırada, Berna’dan mesaj gelir ve heyecanla mesajı okumaya başlar:

Mesajda aynen şöyle yazmaktadır: Merhaba Ali. Mesajın için teşekkür ederim. Evet bugün müsaitim saat 3 de ilk tanıştığımız kafede buluşalım ve benim bildiğim güzel bir restaurant var ve ordada yemek yeriz der. Ali heyecanla hazırlığa başlar, sakal tıraşını olur, temiz elbiseler ve kokular sürünür. Yüzündeki gülücükler resmen havalarda uçuşuyor. Annesi sorar oğlum hayırdır nereye gidiyorsun bu hazırlık falan diye. Anne yok bir arkadaşımla buluşacağım der ve Annesinin yanağınndan öpüp kapıdan çıkar.

Annesi şüphelenmiştir ve Ali’ye ne oldu acaba diye. Ama içine bir şüphe düşmüştür. Malum ana yüreği. Ali saat 2.30 gibi o kafenin etrafında volta atarak Bernayı beklemekte ve saat 3e 10 kala kafeye girip, bir masa ayarlayıp ve garsona iki tane orta şekerli kahve siparişini verir. Saat 3 gibi Berna gelir ve o andada kahveler gelir. Kahvelerini içtikten sonra, Berna hani o sana telefonda bahsetmiş olduğum restauranta gidip yemek yiyelim der.

Ali’nin telefonu birden çalar ve arayan arkadaşı Mert. Ali ne yapıyorsun, ya şimdi Bernayla buluştum yemeğe gidiyoruz der. Mert nereye gideceksiniz, gideceğiniz yer uzak mı? İstersen ben sizi arabayla bırakayım der ve Ali Berna’ya sorar. Gideceğimiz yer uzak mı der.. Evet 1 saat falan sürer istersen Mert’e söyle bizi oraya bıraksın der. Ali tamam der ve Mert arabayla gelir bunlar hep beraber restaurantın yolunu tutarlar.

Ali sorar ya daha çok var mı gideceğimiz yere. Mert birazdan varırız ama önce yolumuzun üzerinde birisinin yanına uğramam lazım. İstersen sende benimle gel sana birşey söyleyeceğim der. Berna arabada bizi bekle hemen döneceğiz der. Ali ile Mert arabadan inip bir bahçe yolundan yürüyerek ilerde küçük bir eve ulaşırlar. Mert evin zilini çalar ve kapıyı belinde silahı olan birisi açar. Bunları içeri davet ederek siz burada bekleyin Patron birazdan gelecek der ve yukarı çıkar.

Ali korkmuş bir halde, Mert bu ne demek oluyor.. Nereye getirdin beni diyerek Mert’e bağırır. Yukarıdan birisi aşağı inerek benim evimde bağırma cesaretini nereden buldun diyerek Ali’ye bağırır. Ali neye uğradığını şaşırır ve kapıdan dışarı çıkacakken 2 kişi kolundan tutup Mafyanın yanına getirir. Mert mafya babasına Ali‘deki iki böbrek benim bütün borçlarımı silmeme yeter mi diye sordu? Mafya babası yetmez dedi, bana 4 böbrek lazım diyerek Merti’de yakaladılar.

Mert ve Ali’yi aynı odaya koyup kapıyı kilitlediler. Ali Merte dönüp, sen ne şerefsiz bir arkadaşmışsın be, para için insan arkadaşını satar mı diye ağzına geleni söyledi. Mertin hiç sesi çıkmıyordu.. Ali bağırdı hadi bakalım şimdi ne yapacağız burada, bunun içinde plan yaptın mı diye sordu. Tam 2 saat sonra dışarıda polis arabasının sesleri yaklaşmaya başladı ve polisler mafya babasını ve adamlarını orada kısa bir çatışmanın ardından yaralı olarak yakaladılar.

Polisler odanın kapısını kırıp açtılar ve içeride elleri ve gözleri bağlı Mert’i ve Ali’yi gördüler. Neyse ki burunları bile kanamadan ikisi de sağ salim kurtuldu. Ali hayatının şokunu yaşamıştı ve Polis Memuru Ali’ye Berna hanım bizi aramasaydı şuanda sizi kurtaramayabilirdik dedi. Ali Berna ile Mertin kendisine oyun oynadığını düşündüğü sırada Polisin böyle söylemesi, kafasını karıştırdı. Berna mı? dedi.. evet, bize her şeyi anlattı ve Mertin mafyanın tuzağına düştüğünü ve borçlandığını, borcunu ödemek içinde senin böbreklerini satmak için haftalardır plan yaptığını söyledi. Polisler Mertin ellerini arkadan kelepçeleyerek götürdüler. Ali ile Berna’yı da ifade vermek için karakola götürdüler. Ali’nin gözüyaşlı annesi karakola gelmiş Ali’yi o halde görünce boynuna sarılmış.

Ali, ana ana kurban olam ana.. sen haklıydın.. Senin sözünü dinlemedim.. Hayat bana toz pembe geliyordu ana.. Bu bana ders olsun, olsun ama ana bak buda gelinin Berna dedi. Berna şaşırmıştı ama onunda hoşuna gitmişti aslında. Ali Berna’ya göz ederek annesinin elini öpmesini istedi ve annesi de tam oğluma layık bir gelin deyip hep birlikte karakoldan ayrıldılar…..

Kaynak: mizahstore.com [“berna ile ali hikayesinin” kaynak gösterilmeden ve yazarın izni olmadan alınıp, çoğaltılması kesinlikle yasaktır] Uymayanlar hakkında yasal işlemler başlatılacaktır….